with all - Turc Anglais Dictionnaire

with all

Sens de "with all" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
go all the way with v. tamamıyla hemfikir olmak
go all the way with v. birinin tüm isteklerini yerine getirmek
go all the way with v. sevişmek
sever all ties with v. bağı kopmak
sever all ties with v. bağını koparmak
sever all ties with v. bağlarını koparmak
make friends with all the people he/she work with v. (birlikte) çalıştığı herkesle/bütün insanlara arkadaş olmak istemek
spread all through with adj. dolu
spread all through with adj. ile dolu
with all speed adv. bütün hızıyla
with all one's heart adv. içtenlikle
with all one's heart adv. yürekten
with all one's heart adv. canı gönülden
Phrases
with all one's strength adv. var gücüyle
with all due modesty adv. övünmek gibi olmasın ama
with all my heart expr. samimi olarak
with all my soul expr. bütün kalbimle
with all due respect expr. kusura bakmayın ama
with all due respect expr. saygısızlık etmek istemem ama
with all my heart expr. bütün kalbimle
with all possible dispatch expr. en son hızla
with all his might expr. olanca kuvvetiyle
with all reserve expr. doğruluğundan emin olmayarak
with all my soul expr. candan
with all faults expr. olduğu gibi
with all one's heart and soul expr. canı gönülden
with all despatch expr. bütün çabuklukla
with all else being constant expr. diğerleri sabit kalmak üzere
with all of one's being expr. tüm varlığıyla
with all due respect expr. size saygım sonsuz ancak
with all due respect expr. kusura bakma ama
with all due respect expr. tüm saygımla söylüyorum
with all due respect expr. affınıza sığınarak
with all my heart expr. tüm samimiyetimle söylüyorum
with all my heart expr. bütün samimiyetimle söylüyorum
Proverb
god's in his heaven; all's right with the world her şey yerli yerinde; olması gerektiği gibi
all things great are wound up with all things little büyük yollar küçük adımlarla kat edilir
Colloquial
be all dressed up with nowhere to go v. bir şey için hazırlanıp gidememek
be all dressed up with no place to go v. giyinip kuşanıp gidecek yeri olmamak
be all dressed up with nowhere to go v. hazır şekilde ortada kalmak
be all dressed up with nowhere to go v. giyinip kuşanıp ortada kalmak
be all dressed up with nowhere to go v. hazırlandığı halde gidecek yeri olmamak
be all dressed up with no place to go v. giyinip kuşanıp ortada kalmak
be all dressed up with no place to go v. hazırlandığı etkinlik gerçekleşmemek
be all dressed up with no place to go v. bir şey için hazırlanıp gidememek
be all dressed up with no place to go v. hazır şekilde ortada kalmak
be all dressed up with nowhere to go v. hazırlandığı etkinlik gerçekleşmemek
be all dressed up with no place to go v. hazırlandığı halde gidecek yeri olmamak
be all dressed up with nowhere to go v. giyinip kuşanıp gidecek yeri olmamak
be all dressed up with no place to go v. hazırlandığı etkinlik gerçekleşmemek
be all dressed up with no place to go v. hazır şekilde ortada kalmak
be all dressed up with nowhere to go v. hazırlandığı halde gidecek yeri olmamak
be all dressed up with nowhere to go v. hazır şekilde ortada kalmak
be all dressed up with nowhere to go v. hazırlandığı etkinlik gerçekleşmemek
be all dressed up with nowhere to go v. giyinip kuşanıp gidecek yeri olmamak
be all dressed up with no place to go v. bir şey için hazırlanıp gidememek
be all dressed up with nowhere to go v. bir şey için hazırlanıp gidememek
be all dressed up with no place to go v. giyinip kuşanıp ortada kalmak
be all dressed up with nowhere to go v. giyinip kuşanıp ortada kalmak
be all dressed up with no place to go v. giyinip kuşanıp gidecek yeri olmamak
be all dressed up with no place to go v. hazırlandığı halde gidecek yeri olmamak
with all his power expr. var gücüyle
with all his power expr. olanca gücüyle
with all that expr. bunlarla beraber
with all my sincerity expr. tüm samimiyetimle
with all sincerity expr. tüm samimiyetimle
with all the brains expr. kafası basan
with all the brains expr. zeki
it's all gone pete tong (pete tong rhyming with wrong) [uk] expr. her şey aksi/ters gitti
it's all over with expr. her şey bitti
It is all over with someone expr. ölmek üzere
It is all over with someone expr. ruhunu teslim etmek üzere
it's all over with expr. artık çok geç
it's all over with expr. geri dönüşü yok
it's all over with expr. yolun sonu göründü
It is all over with someone expr. çoktan ölmüş
all right with (one) expr. (biri) için hava hoş
all right with expr. -e uyar
all right with (one) expr. (birine) uyar
all of a piece with something expr. bir şeyle uyumlu
all of a piece with something expr. bir şeyle aynı
all of a piece with something expr. bir şeyle bağıntılı
all right with expr. için sorun/sıkıntı değil
all right with (one) expr. (biri) için sorun/sıkıntı değil
all of a piece with something expr. bir şeyle tutarlı
all right with (one) expr. (birine) hava hoş
all right with expr. için bir mahsuru yok
all right with (one) expr. (biri) için bir mahsuru yok
all right with expr. -e hava hoş
all of a piece with something expr. bir şeyle aynı
all of a piece with something expr. bir şeyle uyumlu
all of a piece with something expr. bir şeyle tutarlı
all of a piece with something expr. bir şeyle bağıntılı
all right with expr. -e uyar
all right with (one) expr. (biri) için sorun/sıkıntı değil
all right with expr. için bir mahsuru yok
all right with (one) expr. (birine) hava hoş
all right with expr. için sorun/sıkıntı değil
all right with (one) expr. (birine) uyar
all right with expr. -e hava hoş
all right with (one) expr. (biri) için hava hoş
all right with (one) expr. (biri) için bir mahsuru yok
it's all over with expr. ölmek üzere
it's all over with (someone) expr. (biri) ruhunu teslim etmek üzere
it's all over with expr. umut kalmamış
it's all over with (someone) expr. (biri) ölmek üzere
it's all over with expr. ölmüş
it's all over with expr. yenilmiş
it's all over with (someone) expr. (biri) için artık çok geç
it is all up with (someone or something) expr. (biri/bir şey) yolun sonuna gelmiş
it is all up with (someone or something) expr. (biri/bir şey) yenilmiş
it's all over with expr. yolun sonuna gelmiş
it's all over with expr. işi bitmiş
it's all over with (someone) expr. (biri) için her şey bitti
it is all up with (someone or something) expr. (biri/bir şey) mahvolmuş
it is all up with (someone or something) expr. (birinden/bir şeyden) umut kalmamış
it's all over with (someone) expr. (biri) için yolun sonu
it is all up with (someone or something) expr. (birinin/bir şeyin) işi bitmiş
it's all over with (someone) expr. (biri) için her şeyin sonu
Idioms
go all the way with v. cinsel ilişkide bulunmak
all dressed up with nowhere to go completely ready for something v. hazır şekilde ortada kalmak
be all dressed up and with nowhere to go v. hazırlandığı halde gidecek yeri olmamak
be all dressed up and with nowhere to go v. hazır şekilde ortada kalmak
be all of a piece with v. ile aynı/benzer özellikleri taşımak
end up with all the marbles v. malı götürmek
go down with (all) guns firing v. kaybettiğini bile bile son ana kadar direnmek
go down with (all) guns firing v. kanının son damlasına kadar savaşmak/direnmek/pes etmemek
go down with (all) guns firing v. sonuna kadar savaşmak
go down with (all) guns firing v. son ana kadar direnmek
go down with (all) guns firing v. vazgeçmeden son ana kadar direnmek
be (all) square (with somebody) v. (biriyle) tamamen ödeşmek
be (all) square (with somebody) v. (biriyle) borcunu tamamen kapatmak
be (all) square (with somebody) v. (biriyle) hiç alıp vereceği kalmamak
be (all) square (with somebody) v. (biriyle) skoru eşitlemek
be (all) square (with somebody) v. (biriyle) eşitlenmek (puan)
(with) all mod cons adj. konfor sağlayan modern eşyalı
(with) all mod cons adj. konfor sağlayan elektronik eşyalı
(with) all mod cons adj. modern kolaylıklarla dolu
(with) all mod cons adj. dayalı döşeli
(all) done with mirrors adj. aldatmaca
(all) done with mirrors adj. dalavere
(all) done with mirrors adj. hileli
(all) done with mirrors adj. kandırmaca ile yapılmış
(all) of a piece (with something) adj. (bir şeyle) aynı özellikleri taşıyan
(all) of a piece (with something) adj. (bir şeyle) aynı özelliklere sahip
(all) of a piece (with something) adj. (bir şeyle) aynı
(all) of a piece (with something) adj. (bir şeyle) tutarlı
(all) of a piece (with something) adj. (bir şeyle) bağıntılı
with all my heart adv. tüm kalbimle
with all my heart adv. tüm samimiyetimle